Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Eski Fransız ordusu mensubu Antoine Berence, karısı Marianne ve kızı Ana’yla beraber yerleştiği Kanada’daki bir sahil kentinde emekliliğin tadını çıkarmaktadır. Ama dışarıdan huzurlu görünen bu tabloda tuhaf bir şeyler vardır: Mesela şehirde bir anda ortaya çıkan Arjantinli gençler kimin nesidir? Fransız ordusuyla beraber Cezayir’de bulunduğu yıllarda Berence tam olarak nasıl bir görev yapmıştır? Marianne’ın uzun zamandır içine gömüldüğü sessizliğin kaynağı nedir?

Kütüphanelerin ve okumanın büyüsü üzerine yapıtlarıyla tanıdığımız Alberto Manguel bu kez okurları Cezayir’den Fransa’ya, Kanada’dan Arjantin’e geniş bir coğrafyada dolaştıran bir hikâye anlatıyor. “Yabancı Bir Ülkeden Haber Geldi”, Avrupa’nın karanlık yüzüne bakmaktan çekinmeyen, kirli geçmişler ve bu geçmişlerle yüzleşmek hakkında sert bir roman.

Kız, aşağıdaki kumsalı penceresinden görebiliyordu görmesine, ama deniz, kum ve kayalar bir kartpostalın parçasıymışçasına, oraya ulaşmak imkânsız geliyordu. Kendini bırakıp bir kuş misali, bir elma çekirdeği misali aşağı konuvermek aklın hayalin almayacağı bir şeydi; bunu yapmak yerine evin içine, koridorun serin karanlığının içine geri dönmeye mecbur kalacaktı. İlk önce anne babasına ait odanın önünden geçmesi gerekecekti; daha sonra, ahşap merdivendeki gıcırdayan basamağa basmamak için hafif adımlar atması gerekecekti; bunu takiben, Mösyö Clive’in oturup bir şeyler okuduğu salondan uzak duracak ve son olarak da mutfağın ve hizmetçi Rebecca’nın önünden koşarak uzaklaşacaktı.

Ama belki şansı yaver giderdi. Rebecca biriyle konuşuyor ve mutfak kapısını kapalı tutuyor olabilirdi. Annesi ve babası dışarı çıkmış olabilirdi. Mösyö Clive uyuyor olabilirdi.

Anne babasının yatak odası boş gibi geldi. Annesinin, kolları havaya kaldırılmış halde duran kocaman sallanan sandalyesine, sonra da babasına ait meşe şifonyerin bir köşesine göz ucuyla baktı. Kısacık bir an kendini güvende hissetti. Soğuk tırabzana tutuna tutuna parmaklarının ucunda merdivenden inmeye başladı.
Bonjour. Gel de bana bir iyi sabahlar öpücüğü ver.”

Mösyö Clive arkası ona dönük halde pencerenin önünde durmuş bahçeyi seyretmekteydi. Adam beyaz ve çilli ellerini ceplerine soktu ve onu öpmek için yandan eğildi. Tanımadığı bir şeyin kesif ve iç bulandırıcı kokusu geldi kızın burnuna. Ağzını öpücüğünden uzaklaştırdı, adamın dudakları yanağına değip geçti.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.