Diktatörlerin Çocukları

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Svetlana, Edda, Carmen, Beşşar, Li Na ve diğerleri... Tanıdık geldi mi?

İlk bakışta sıradan gelen bu isimlerin önemini anlamak için babalarının kim olduklarını da bilmemiz gerek: Stalin, Mussolini, Franco, Hafız Esad, Mao...

20. yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocukları onlar.

Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı.

Peki ya diğerleri? Çavuşesku, Kaddafi, Duvalier, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Mobutu, Kim İl-sung, Bokassa, Pinochet, Castro, Lukaşenko, Rıza Pehlevi.

Jean-Christophe Brisard ile Claude Quétel’in yönetiminde, araştırmacı gazeteci ve tarihçilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Diktatörlerin Çocukları, iyi niyetle yola çıktıktan sonra iktidar uğruna yoldan çıkan, yakın dönemin tarihsel figürlerinden bir seçki sunuyor.

Svetlana Stalin 28 Şubat 1926’da doğdu. Josef Stalin’in taparcasına sevdiği kızı. Sovyet yönetiminin, resmî fotoğraflarda örnek bir çocuk olarak sunmayı sevdiği kız. Kanlı canlı, gururlu ve hayata gülümseyen komünist gençliğin vücut bulmuş hali. Propaganda için böyle. Gülümsemek için çok az nedeni olan bu çocuk içinse, neticede, gerçek bambaşka.

ÇOCUKLUKTAN BAŞLAYAN BİR DRAM

Svetlana, Stalin’in üç çocuğunun en küçüğüdür. İki abisi vardır. Yakov, Svetlana’dan on dokuz yıl önce, Stalin’in ilk evliliğinden dünyaya gelmiştir. Vasili ise, Svetlana’dan beş yaş büyüktür. Vasili ve Svetlana’nın annesi Nadezhda Alliluyeva, Stalin’in ikinci karısıdır. Svetlana ve ağabeyi çabucak bir dadıya emanet edilirler. Hayatı boyunca “Nunu” olarak çağıracağı dadısı, ailesi tarafından özenle seçildiğinde küçük kız daha dört haftalıktır. “Annem onu işe aldığında dadım kırk yaşındaydı. Babam da aynı yaşta olmalı. Annem ise o zamanlar daha yirmi beşindeydi. Nunu aileyi kimin yönettiğini biliyordu, bu yüzden, önce babama itaat ederdi. Belli bir mizah duygusunu korumayı öğrenmem onun sayesinde olmuştur. Zira dürüst olmam gerekirse, ebeveynimin içlerine sığmayan bir mizah duygusuyla dolup taştığı söylenemez. Beni kurtaran bu oldu sanırım.”

Doğumundan otuz yaşına kadar, Svetlana dadısından hiç ayrılmaz. İyi bir Rus köylüsü olan bu kadın, ona doğa sevgisini aşılar. Aynı zamanda, ona ulusal edebiyatı öğretir ve XIX. yüzyılda yaşamış Rus şairi Nekrasov’un eserlerini ezberletir. “Ailedeki herkes Nunu’yu severdi. Bizim büyükannemizdi, bir bilgelik abidesiydi. Onun sayesinde mutlu oluyordum, bana karşı öyle şefkatliydi ki...”

Svetlana annesinden, Nunu’dan aldığı gibi katıksız ve hakiki bir sevgi gördüğünü anımsamıyor. Oysa Svetlana’nın hayatını sarsacak kişi, annesi Nadezhda Alliluyeva olacaktır. 19 Kasım 1932: Bu tarih, Svetlana’nın aklından hayatı boyunca çıkmayacaktır. O zaman altı yaşındadır ve Ekim Devrimi on beşinci yılını kutlamaktadır. Odasında, herkesten uzakta, Nadezhda Alliluyeva kafasına bir kurşun sıkar. Stalin’in karısının intiharı, gizli kalması gereken bir dramdır. Sovyet yöneticilerin sadece Stalin’e yakın olan ilk halkası konuyla ilgili bilgilendirilir. Tabii Svetlana ve Vasili de.

Nunu’nun şefkati, iki küçük çocuk için daha da önem kazanır, hatta neredeyse yaşamsal hale gelir. Ama her ne kadar Nunu’nun sevgisi ve şefkatiyle korunup sarmalanmış olsa da Svetlana tüm neşesini ve uçarılığını kaybeder. Suskunlaşır, zor bir çocuğa dönüşür; babasına benzemeye çalışır. Annesinin yaptığı bu umutsuz eylemi anlamaya çalışmaktan ziyade, onu öfkeyle reddeder. Onun gözünde intihar, sadece zayıf bir insanın yapacağı bir eylemdir. Bu eylemin nedenlerinin hiç önemi yoktur; annesi kendini öldürerek hepsine, ağabeylerine ve babasına ihanet etmiştir. Svetlana onu hiç affetmez. Kız kardeşinden büyük olmasına rağmen, annelerinin trajik ölümü Vasili’ye daha fazla ıstırap verir. On bir yaşındadır, değişken ve kırılgan bir çocuktur. Nadezhda Alliluyeva onu çok sevmiş ve her şeyden korumuştur. Sanatı ve yabancı dilleri ona sabırla öğretmiş. Vasili’nin Almanca öğrenmesi ve müzik dersleri alması böyle gerçekleşmiş. Oğlunun büyük bir yönetmen olmasını umut ediyormuş. İntiharı, Vasili’yi derinden yıkmış.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.