Ay Şarkısı

PAYLAŞ
YORUM YAZ
Kitap Akrabalıkları

Aşk dolu bir geceden sonra aklımızda kalan tek şey ne kadar sevildiğimizdir, oysa aklımıza ne kadar sevdiğimiz gelse aşka inanabilirdim.

Geçmişi acısıyla ve gülünç yanlarıyla ironi içinde anlatan bir roman “Ay Şarkısı”. Cezaevinde tek tip giysi direnişi, kedisever bir binbaşı, isteklerini kabul ettirmek için binbaşının kedisini rehin alan mahkûmların komik yargılama süreci. Ve aşk; her koşulda yeşeren, yeşerebilen...

Gürsel Korat, en acımasız koşullarda bile mizaha yer veren bir incelikle yansıtıyor 80’lerin Türkiyesi’ni; ezilenle ezenin, aşkla kızgınlığın, sadakatle ihanetin hızla yer değiştirdiği insan hallerini.

“Koğuşta heyecan vardı. İnsanı coşturacağı akla bile gelmeyen bir sevinç haliydi bu. Yaratıcılık ve eğlence dolu. Çocuksu. Kediyi kaçırıp rehin almak herkese bir şeyler esinliyordu. Kimileri “hiç vermeyelim” diyor, kimileri onu köpek gibi bağlamaktan söz ediyordu. ... Hasan’ın “Kediyi yargılasak nasıl olur?” demesi, bu komik heyecanı oyuna dönüştürdü. Durum o anda herkese kendi içinde iki kere gülünç göründü. Tutuklular tutuklayan olacaklarını ve üstelik yaşamlarında ilk kez çocukça bir eylem yapacaklarını sezerek şaştılar.”

28 Ağustos 1980
Lokma Tatlısı

Mamak Cezaevi. Sabah saatleri.

Bozkırda bir hapishane. Şöyle de denebilir: Bozkırda askeri bir hapishane. Genel bakış: Dikenli teller, gözetleme kuleleri. Ayrıntı: Köpek kulübesi. Burası kocaman bir askeri yerleşkedir. Yükseliyoruz kuş gibi. Asfalt yolu izliyor ve ilerliyoruz. Hava, yaz sabahları için bile ölçüsüz sıcak. Önümüze gösterişli bir giriş kapısı çıkıyor.

okuluyoruz biraz. Yaka kartı takmış askerler gözümüze çarpıyor. Hâki rengin telaşını çoğaltan erkek uğultuları. Ter kokuyor. Tehlikeli olaylarla dolu bir film sahnesini andırıyor her şey. Cezaevinin içine parmaklıkların arasından süzülüp girebiliriz ama hayır, henüz dışarıda gördüklerimizi tamamlamadık. Dönüyoruz, yeniden yükselerek. Kulelere bakıyoruz. Gözetleme kuleleri. Miğferli, yazlık üniformalı nöbetçilerin elinde tüfek olsa da, bu askerler savaşçı gibi görünmüyorlar. Tıraşlı, düzgün bir yaşamları var. Köpeklerin tehditkâr bakışları, subayların ciddiyeti, mahkeme binalarının aksi aksi duruşları hep rol gereği gibi. Gördüklerimizin duvar değil de arkası boş dekorlar olduğu söylense şaşmayacağız ve hatta güleceğiz o anda.

* E-posta adresiniz hiç kimseyle paylaşılmayacaktır.